Mezar Taşı

Geride kalanlar, iki mefta için iki mezar taşı dikmişler.
Mezar taşlarında ölüm tarihleri aynı.
İsim yerine de birinde "Salak" diğerinde "Salağın Yanındakiyim" yazıyor.
***
Ölünce, geride kalanlar kaybettikleri yakınlarını hep iyi şekilde anarlar...
Mezar taşına yazılacak derece; ne salaklık yapmış olabilirler acaba?

Wallpaper Seagull - Martı


İyi Çitile

Anten

Televizyonun arkasına antan niyetine aleminyum kağıt, sigara kağıdı falan sokmasına alışmıştık Yurdum İnsanının. Çep telefonu çekmeyince; pratik anten zekası çalışmış elemanın.

Şöförsen Çıkarsın.

video

Arabayı park eder, gider işimizi görürüz.

Geri geldiğimizde görürüz ki; arabanın arkasına, önüne öyle bir park etmişler; çıkmak imkansız.

Hemen küfür literatürümüzün elverdiği ölçüde söylenmeye başlarız.

Oysa kazın ayağı öyle değilmiş; şöförlük oradan çıkmayı gerektiriyormuş.

Bir kişinin yapmış olması; işin yapılmazlığı teorisini ortadan kaldırır.

Şöförsen çıkacaksın.

Ahanda bu İngiliz uşağı çıkıyor..

Dua

Ele muhtaç etme , Yarabbi
Kuluna, kul etme
Sen Samed'sin
Başkasına muhtaç hissettirme, Yarabbi
Amin...

Arada Çocuk Olmak!


Yaşar yine şaştı!

Öymen’in Dersim gafını Meclis’te alkışladı. Ardından Tunceli’de Öymen’e “Gereğini yap” dedi. Şimdi de “O iş artık bitti” demekle yetiniyor.
“Dersim’de analar ağlamadı mı?” dediği için Öymen’e istifa çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, dün Meclis’te kendisine yöneltilen sorulara partisiyle ilgili bir problemi olmadığı yönünde cevap verdi. Grup toplantısına katılmamasının sessiz protesto ya da istifa edeceği şeklinde yorumlandığı yönündeki soruları cevaplayan Kılıçdaroğlu, annesini kaybettiğini hatırlatarak, “Bu bir protesto değildi, yorgundum gelemedim” dedi. İstifa edip etmeyeceğine yönelik soruya ise “Yok öyle birşey. Partimlede de küskünlüğüm yok. O iş artık bitti. Misyonumuz partiyi zayıflatmak değil, güçlendirmek” yanıtını verdi.
1937-1938 Dersim olaylarını anlatırken “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler” diyen eski bakanlardan İhsan Sabri Çağlayangil’in bu sözleri kendisi de Tuncelili olan Kemal Kılıçdaroğlu’na anlattığı ortaya çıktı. Ses kaydı internet sitelerinde bulunan röportajı iddiaya göre Kılıçdaroğlu eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel aracılığıyla 1987 yılında Çağlayangil’in Bursa’daki evinde yaptı. İddia sahibi Tunceli eski Baro Başkanı avukatı Hüseyin Aygün bu bilgiyi bizzat bir yıl önce Tunceli’ye gelen CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’ndan duyduğunu söyledi.
***

Dertleri, "Baykal'a muhalefet yaparsak bizi bir daha milletvekili adayı yapmaz".

Çünkü Türkiye'de kimin milletvekili olacağını Halk, yada bölge partilileri değil; genel başkan belirliyor.

Onur Öymen'in kürsüde dediği gibi; anaların ağlaması önemli değil, umurlarında değil, halk ne demiş, ne istemiş bunlar fasa fiso; önemli olan Sayın Genel Başkanın ne istediği...

Atlar

Hocam cetvel verseydik!


Piyanist Kedi

Her piyanistin bir sanat anlayışı vardır...

Bakış

İstanbul Silüeti.

Anadolu Ajansı ödüllü fotoğraflar sergisinden, bir İstanbul silüeti.
Silüet; Fransızca "silhouette" kelmesinden dilmize geçmiştir, bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü, gölge anlamına gelmektedir.
Daha çok şehirlerin, dağların, belli yükseklikleri olan coğrafi elemanların panaromik görüntüsü için siluet tabiri kullanılır.
İstanbul silüteininde olmazsa olması selatin camileridir. Söylenirken selatin kelimesi çoğunlukla Selahattin kelimesiyle karıştırılmaktadır.
Selatin camileri deyince; Osmanlı sultanlarının ve eşlerinin yaptırdığı camiler akla gelmelidir. Bir başka şahsın, misal bir paşanın yaptırdığı bir cami ne kadar büyük, ne kadar görkemli olursa olsun selattin camii sayılmaz.
Özeliklerne gelince: Hünkâr mahfili vardır. Birden fazla minareye sahiptirler. Büyük camilerdir. 24 saat açık olmalıdırlar. Klasik dönemde , savaşlardan edinilen ganimetle bütçelendirilmişlerdir. Sefere gitmeyen padişahın selatin camii inşa ettirmemesi gerekir.
Kendi deönemlerinde, büyük bir savaş, zafer kazanamayn padişahlar, bir selattin camii yaptırmaktan ar duymuşlardır. 3. Murat büyük bir camii yaptırmaya heves etmesine rağmen hicap ettiğinden; İstanbula bir selaatin camii yaptırmamış, şehzadelik yaptığı Manisa'ya Şehzade Camii'ni inşa ettirmiştir. Bunun istisnası; Sultan 1.Ahmet bu geleneğe uymayıp Sultanahmet Camii'ni inşa ettirmiştir.
Süleymaniye Camii, Selimiye Camii, Sultanahmet Camii, Şehzade Camii, Nuruosmaniye Camii, Fatih Camii, Eyüp Camii, Yeni Cami, Beyazıt Camii, en güzel örnekleridir.

Bu Şaka Öldürür.

video

Bu videoda Derren Brown atari salonunda zombie temalı oyunu oynayan bir kişiyi hipnoz yoluyla bayıltır ve önceden hazırladığı zombie kostümlü ve dekoru oyundaki gibi olan bir binaya elinde silahla bırakır ve bir süre sonra uyandırır. Etrafında zombileri gören adam deliye döner. Bir insanı korkudan öldürebilecek bir durum.

"Karakolda Doğru Söyler Mahkemede Şaşar."

Efendim, Sn. Onur Öymen'in artık ezberlediğimiz Dersim örneğini mecliste verdiği sırada; Sn. Kılıçdaroğlu, Sn. Öymeni , bu güzel(!) konuşmasından dolayı alkışlıyordu.
Sonra kalktı memleketi Tunceliye gitti.
Tunceli'de Sn. Öymen'in mecliste yaptığı konuşmadan dolayı istifasını istedi!
Onur Öymen'de altı sazı eline: "Konuşmam esnasında, bir ara meclis sıralarına baktım; beni en ateşli bir şekilde alkışlayanlardan biri de Sn. Kılıçdaroğlu idi" dedi.
Benimde aklıma bu güzel halk türkümüz geldi.
"Meclisde doğru söyler, Tunceli'de şaşar."
***
Not: Meraklısı için şarkının sözleri efendim:
Ben Giderim Oduna (Yaşar)

Ben giderim oduna
Şahan derler adıma
Geleli üç ay oldu
Doyamadım tadına

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Karşıdan gelen atlı
Altında kilim katlı
Anam babam sağolsun
Hepisinden yar tatlı

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Sarı yayımın bendi
Ne tez unuttun beni
Düşmanlar bile etmez
Bana ettiğin fendi

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Mahkemenin salonunda
İstidası elinde
Kendi gidip adı kaldı
Koca köyün dilinde

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Konakta duran kadı
Cemilem gelsin dedi
Biz nasıl ayrılalım
Yaşlarımız on yedi

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Yirmidir benim yaşım
Karadır yarim kaşım
Üç sene de sönmedi
Ciğerimde ateşim

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Carousel

Gazeteci William D. Tammeus şöyle yazmış: " Atlı Karıncadaki bir çocuğun ve ailesinin neden her dönüşte birbirlerine el salladıklarını anlamadıkça; insan doğasını anlamış sayılmazsınız!".

Şimdi LALE Dikme Zamanı!

Lale bizim çiceğimiz; çicekleri de seviyorsanız, saksınızda, bahçenizde mutlaka olmalı...
O bizden biri; dışlamayalım, aramızdan ayırmayalım...
***
Bir zamanlar insanları savaştıran, bir soğanı için ev satılan bu değerli bitkiyi; nasıl ekeceğiz diyorsanız?
Laleyi siz alın, gerisi aşağıda yazıyor...

Lale nasıl dikilir?
Lale sanıldığının aksine oldukça kolay yetişen ve dayanıklı bir bitki. Ayrıca her yıl bakım gerektirmeksizin çoğalıyorlar da.
Saksıya dikecekseniz...
Tercihan gölge bir bahçe, veya minimum 15 cm. derinliğinde bir saksı ve toprak, Lale soğanları. Derinliği minimum 15 cm. olan bir saksı alın ve soğan satın alırken saksı derinliğinden 5 cm. daha kısa derinliğe gömülen soğan alın (ör. 20 cm. bir saksı için 15 cm. veya daha sığa gömülen bir soğan tercih edilmeli. Saksınızın altına minimum 5 cm. yüksekliğinde toprak veya torf doldurun ve hafifçe sıkıştırın. Daha sonra lale soğanlarını birbirine değmeyecek ve 4-5 cm. uzaklık olacak çekilde torpağa yerleştirin, tabi sivri taraflarının yukarı bakacağını hatırlatmaya gerek duymuyoruz. Saksının kalan kısmını da toprakla doldurup hafifçe sıkıştırın ve can suyu verin.
Bundan sonrası çok önemli: Unutmayın, laleler soğuğu sever ama donmak da istemez. Dolayısı ile saksıyı evin içinde bırakırsanız soğanlar çürür, camın önüne koyarsanız donar. Bu aşamada saksıları bir müddet buzdolabında bulundurabilirsiniz. Soğuk hava lale soğanının biyolojik saatini harekete geçirir ve biraz daha ılık havaya geçirdiğinizde laleler topraktan çıkar. Topraktan çıkarken ve çiçek açınca ne kadar gölge ve serin ortamda tutarsanız laleleriniz o kadar canlı ve uzun ömürlü olur. Unutmayın evin içinde laleniz yaşamaz !
Bahçeye dikecekseniz...
Lale soğanları Eylül-Ocak ayları arasında dikilmelidir. Eğer gölge bir yer seçerseniz laleleriniz çiçek açtıktan sonra daha uzun süre yaşar. Toprağınızı aldığınız lalenin üzerinde belirtilen derinlikte kazın ve lale soğanlarını yine belirtilen minimum aralıklardan daha kısa mesafede olmayacak şekilde dizin. Tabi sivri taraflarının yukarı bakacağını hatırlatmaya gerek duymuyoruz. Lale paketlerinin üzerinde ne kadar büyüyecekleri cm. olarak yazılıdır. Birden fazla çeşit aldıysanız uzun olanları kısa olanların arkasında kalacak şekilde dikin.
Lalelerinizi kuru havalarda sulamayı ihmal etmeyin. Pakette belirtilen aylarda laleniz topraktan çıkacak ve çiçek açacaktır. Çiçeklerin vakti dolup boyunları bükülmeye başladığında, artık çiçekleri kesmeniz iyi olacaktır. Çünkü yapraklar bir sonraki senenin enerjisini soğana depolamalıdır. Yapraklar kendi kendine kuruyana kadar zarar vermeyin. Soğanlarınızın en az yarısı ertesi sene yeniden açacaktır.

Uçan Ayaklar

Küllük!

Birde Yurdum İnsanına, çevreye duyarsız, sağa sola izmarit atar dersiniz...
Ahanda gözünüze sokuyoruz...
Görün bakın; dumansız hava sağası diye dişarıya kış kışladığınız insanımız; mucitliğini nasıl konuşturmuş...
***
Bu arkadaştan esinlenerek, bizde bi katkı yapalım dedik; gruplar için damacana modelini geliştirmekteyiz.
Yanlız bu damacanıyı grup içinde kimin taşıyacağı sorunsalını henüz çözemediğimiz için; iç piyasaya henüz süremedik...

Star!

Yıldız yaparsan köpekten;
İmzayı alırsın pipiden..
*/*

Gülüyor mu, Sırıtıyor mu?

Yansa da, işini yaptığı için; mutlu mu?
Giderken diğerlerinide götürdüğü için; sırıtıyor mu?

Açılım mı dediniz!


Gel, gel daha yakın gel. Bu yol vuruculuk daha ne kadar sürüp gidecek, madem ki sen bensin ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir?
Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çelişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
Biz hepimiz bütün insanlar tek bir vücut halinde, olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler yoksulları böyle hor görürler?
Aynı vücutta bulunan sağ el ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek uğursuz ne demek?
Biz hepimiz, bütün insanlar hakikatte tek bir cevheriz. Aklımız da bir başımız da bir. Fakat kambur felek yüzünden biri iki görür olmuşuz. Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendinde kaldıkça bir habbesin, bir zerresin. Fakat herkesle birleştin mi bir ummansın, bir madensin. Bütün insanlarda aynı ruh vardır. Fakat bedenler, tenler yüzbinlercedir. Nitekim dünyada sayısız badem vardır ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünyada çeşitli diller, çeşitli kalpler var. Fakat hepsinin de anlamı birdir. Çeşitli kaplara konan sular, kaplar kırılınca birleşirler, bir su halinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da birliğe erersen, gönülden sözü, manasız düşünceleri söküp atarsan, can mana gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.
Mevlana
Divan-ı Kebir

Wallpaper - Mavi Korku!


CHP'nin Dersim ve Alevi Kapanımı!

video

Sn. Recep Tayyip Erdoğan rüyasında görse ; inanmazdı! Bi şey yapmalarına gerek kalmadan, CHP yine gösterdi hünerini; olayları aleyhine çevirmeyi başardı.

Hani hiç konuşmasalar, bi şey söylemeseler; bari en azından tepki çekmezlerde. Millet bu yoklukta yemeye yumurta bulamazken, bunu CHP'lilerle heba etmezdi. Halkın bi atımlık yumurtası vardı, o da Onur Öymen yüzünden telef oldu!

Bu ülkenin; demokrat, özgürlükçü, işçi haklarında koşturan, üniversitelinin sorunlarıyla ilgilenen, mutfakta pişeni, pişemeyini dert edinen; gerçek bir sol partiye çok ihtiyacı var.

Hey CHP; Sol olamadın; bari sola gölge etme...

Debremlerle Büyüyor!

Rusya'nın uzak doğusunda sıkılıkla yaşanan depremler ülke topraklarının genişlemesine neden oluyor. 17 milyon kilometre kare toprakları ile dünyanın en büyük ülkesi olan Rusya, son üç yılda yaşanan depremler nedeni ile topraklarını 4,5 kilometrekare daha genişletti.
Rusya Deniz Jeoloji Enstitüsü Direktörü Boris Lenin, İnterfaks haber ajansına yaptığı açıklamada, "Nevelsk bölgesinde yaşanan depremler bölgenin deniz seviyesinden yükselmesine neden oldu. Tatar Boğazı'nda kuruyan alanda yaklaşık 3 kilometrekarelik bir alan oluştu." dedi.
Kuril adalarının ortasında yer alan Matua adasından bulunan volkanın patlaması nedeni ile de 11 ayrı depremin oluştuğunu kaydeden Lenin, burada da karaların yükseldiğini ve 1,5 kilometrekarelik bir alanın kazanıldığını söyledi.
Böylece dünyanın dokuzda biri büyüklüğünde bir toprağa sahip olan Rusya'nın 17 milyon 75 bin 400 kilometrekare olan toprakları, 4,5 kilometrekare daha genişlemiş oldu. (CİHAN)

X 'i Bul.

Elemana x'i bul diye sormuşlar; oda "aha burada" demiş.

Yetenek Sizsiniz Programının 63 Yaşındaki Delikanlısı

video


Acun'un yeni programı Kocaeli secmeleriyle start aldı.
Programı açtığımda Aytaç abi yeni başlamıştı şarkısına. Sahnede o vardı ama ses Zeki Müren'in sesi gibiydi.
Bir Zeki Müren taklidimi yapacak acaba diye düşünürken, O taklid için değil şarkı söylemek için çıkmıştı sahneye.
Bunu buraya almamım sebebi; bir Zeki Müren şarkısına, bir sanat müziği parçasına, üniversitelilerin vermiş olduğu tepki.
Çok hoşuma gitti.
Gençlerin müziğimizle çoşmaları ne güzeldi...

Bir notta 3 kişilik jürinin, Ali Tarhan'nına; neydi o öyle; gençlerin önünü açmak için hayır diyorum lafı ya...
Muhterem ne açıyorsun ne kapıyorsun o programda onu anlamadık. Herkesin kafasına göre takıldığı, eğlendiği, eğlendirdiği bir programda; Popstar Alaturka tripleri çok baydı.
Yıldız mı arıyorsun; yıldız olmak mı istiyorsun?

Dünyanın Renkleri





Off Road - 4X4

video

Off road ve Hammer ne kadar uyumlu bir ikili değil mi? Biraz pahalı bir tutku. Hammer alıp onu bu dağ başında sürmek hem ustalık, hemde para ister!

-0-

video

4X4 ile merdiven çıkmak.

Aman Kimse Görmesin!


H1N1

Daha nasıl olduğunu bile anlmadan, gün ve gün ölülerimizin sayısı artıyor.
Korkusu ölümden beter.
Aman dikkat demek beyhude; herkes teyakuzda.
Neler yapılması gerektiği hakkında, her gün aynı şeyleri tekrar edip duruyoruz.
Her gün tekrarlayan başka bir şeyde ölülerimizin sayısı.
Ölüm haberinin olmadığı bir güne rastlamadım.
Birer ikişer, birilerimizi, alıp götürüyor.
***
Geçen sene kışın sonunda ismi duyuldu...
Batıdaydı o zamanlar, kapılarımızı sıkı sıkı kapatıp tedbirler aldık.
En çok çekinilen bir bölgede yaşıyorum; Antalya'da. Batıdan gelen turistlerden bulaşır mı korkusu vardı o zamanlar.
Sonra korkmayın artık havalar ısındı dediler; sıcağı sevmezmiş bu meret.
Yaz geldi, o gitti.
Kış gelmeden hortladı.
Hemde Türkiyenin göbeğinden!
Bir kaç şehrimizde birden görüldü.
Kapıdan giremedi, bacadan mı girdi?
Sahi bunu kim soktu içeri?
Çoğunlukla vakalar, hastahaneye bi şekilde gidenlerde görüldü.
Mide şikayetiyle giren; Domuz gribi belasıyla çıktı hastahaneden!
***
Aşı kesmekeşi ayrı bir alem zaten...
"Aşı olmak yada olmamaya" döndü olay...
Muhalefetin özelikle MHP'nin yaygarasından, Başbakan'da korktu ki; siyasi sorumluluktan yırtmak için "ben aşı olmayacağım" dedi.
Bilen bilmeyen herkes konuştu.
Biri, bir mikrofon uzatsa yakınlarını kaybedenlere; aşı hakkında onlar ne düşünüyorlar diye?
***
Allah bağışlasın 3 aylık bir oğlum var; 3 ayda 10 üzerinde aşı olmuştur; bir sürü hastalık için; doktoru ve devlet; yapılması gerek dediler; yaptık...
Araştırmadık içeriğini aşıların.
Benim gibi, binlerceside araştırmadı...
Peki onların içinde ne var?
Bu çok bilenler bi raştırsa ya..
İlla işin içine bi "domuzluk" mu girmeli?
***
Son bi şey daha; geçen sene ve kışın başında illetin ismi bu domuz gribiydi de, şimdi niye kibarlaştı; H1N1 oldu?
Bir pazarlama strajesi mi?

Pencere

Su Kayağı

Yurdum insanı su kayağı yapıyor.
Tesis ve alet eksiği bizi yıldıramaz; su bir karış olsa bile ,"deh der" kayarız!

Pisi Pisi


Fuzuli'den

Sevgili için başkasına minnet ettiğimi ayıplama
Bahçıvan bir gül için, bin taşa hizmet eder.

Ya 2012 Iskalarsa?


Yine bir kıyamet senaryosu. Yeni vizyona giren 2012 fliminden bahsediyorum. Daha sonra bu kıyamet işiyle ilgili bir şeyler söyleyeceğim. Şu an benim anlatmak istediğim; daha doğrusu sorduğum: "Ya Iskalarsa!"...
Yırttık mı yani o zaman?
Biz ve güzel dünyamız kurtuldu mu?
***
Flimi izlemedim, izleyeceğim kısmetse; güzel sinema efektleri varmış.
Mutlaka kendini dünya için feda eden kahramanlar da vardır.
Birçok filmde, çoğu Amerikalı olan bu kahramanlar; insanlık için kendilerini feda ederler.
Ah o mübarek insanlar olmasa; ne uzaylılardan kurtulabilirdik, ne de canavarlardan.
Eksik olmasınlar; çok paçamızı kurtardılar çok...
Saddam'da bile onlar kurtardı bizi; yoksa nükleer bombalarıyla bizi bombalayacaktı. Gerçi nükleer bir şey bulunamadı ama, olsun; o yapardı ...
***
Biz gelelim esas konumuza; "Ya Iskalarsa"...
Ya 2012'de kıyamet olmazsa?
***
Asıl dert bu dostlar...
İnanın o zaman başımız daha çok belada ama farkında değiliz...
Uzaydan bakınca masmavi gözüken dünyamız; uzay boşluğunda yolculuğuna devam eden maviş bir gemi aslında. Biz de yolcularıyız.
Giriş bileti falan ödemedik bu yolculuk için...
Bir erkek ve bir kadın; "ahanda bir kişi daha lazım, gel "dediler, geldik.
Gele gele, gelmeye devam ediyoruz...
Geminin yolcu kapasitesinden kimsenin haberi yok...
Biz gelmeye devam ettikce,bizim yerimize başkaları terk ediyor gemiyi; ama bizim haberimiz yok.
Bizim kıçımız şimdilik kuruda ya; gerisini salla gitsin...
Bazıları VIP sınıfında yolculuk ediyor; koca kıçları kaç kişilik yer işgal ediyor kimbilir. Ne kıçlarının ölçüsünü bilen var nede iştahlarının..
Bazıları da kaçak yolcu sınıfından; nefes aldıkları bile duyulmamalı, değil karın kurultuları...
***
En iyi ölüm hızlı ölümmüş.
Yok denemedim; çok flim seyrettim oradan bilyorum.
2012 ıskalamazsa; hızlıdan top yekün gideriz.
Yok ıskalarsa; yavaş yavaş ölürüz ama bundan haberimiz bile olmaz.
Olsa şimdi olurdu.
Yaşlı, maviş gemimizin belki son kullanma tarihine daha zaman var; fakat biz süresi dolmadan bozmaya başladık. Motor teklemeye başladı, haberimiz yok; kaporta çürüyor, su almaya başladı; bu sene yağmurlar çok yağıyor deyip geçiyoruz.
2012'de bizim maviş; bir yere çarpacak mı? Yoksa bizim gemiye mi çarpacaklar diye kafa yoruyoruz da; mavişe bakım yapmak lazım, çok hor kullanıyoruz diyen yok...
Varsa da duyan yok...
Varsa da umurunda olan yok...
***
Küçük zevklerimiz için, büyük şeyler feda ediyoruz...
Çizerin de çizdiği gibi; "bir kürdan için, bir ağaç" götürüyoruz...


Balkon

Açık hava sergisi gibi!
Rüzgarlı havada bu balkonun altından geçilmez!
...
Balkon böyleyse evin içi nasıldır acaba?

Dünyadan


Aynı Dünya, farklı yerler;
Farklı yerlerde, farklı hayatlar
Farklı yerlerde, farklı besinler.
Belki; sadece beslenememek aynı...

Pasta


Tunceli'liler Yanlış Yapmışlar!

TBMM’de CHP adına demokratik açılım konusunda yaptığı konuşmada, 1938 Dersim isyanlarıyla ilgili sözlerinden dolayı Tuncelililerin tepkisini çeken CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Hitlere benzetilen fotoğrafları çoğaltılarak Tunceli sokaklarına asıldı.
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu tarafından asılan fotoğrafta Öymen, Hitler’e benzetilerek üzerine Türkçe, İngilizce ve Tunceli yöresinde konuşulan Zazaca dillerinde kırmızı harflerle ‘Bu adam aranıyor’ yazıldı. Tunceli’de ana cadde ve sokaklara asılan resimlere görenler ilgiyle bakıyor. (Mynet)
***
Resimde bir yanlışlık var.
Tunceli'ler yanlış yapmışlar.
Haberin başında TBMM'de CHP adına konuşma yapan yazıyor; yani bu sözler CHP'ye ait. Onu Öymen CHP lideri değil ki onun resmini asıyorlar. Teşbihte hata olmaz deyip, benzetme yapacak olursak; O olsa olsa üst düzey bir Nazi Subayı olur.
Parti Başkanı kimse onun resmini asmaları lazım.
Yanlış olmuş, çok yanlış.
Onur Öymen Partisi adına konuşma yapan bir sözcü, bir elçi; elçiye zeval olmaz.

Cem Yılmaz'ın Yoga Yorumu

video

Cem Yılmaz, Yoga ve benzeri uzak doğu akımlar konusunda fikirlerini; sahnede kendine has uslubuyla yorumluyor. Bu gösterinin dvdsi var bende harika bir şey. Tavsiye ederim. O bu işin ustası; sahneye enerjisini, zekasını çok iyi yansıtıyor. Kıskançlıktan dolayı eleştirilsede; ki eleştirenler kendileirni küçük düşürüyor, iyiki varsın CMYLMZ.

Mevlana'dan

"CAN KONAĞINI ARAMADAYSAN, CANSIN;
BİR LOKMA EKMEK ARIYORSAN, EKMEKSİN.
ŞU NÜKTEYİ BİLİYORSAN, İŞİ BİLİYORSUN DEMEKTİR;
NEYİ ARIYORSAN SEN OSUN"
Hz. Mevlana
***
Neyi arıyorsun dost?
Şu an nette
Aradığın ne?
Anladık sörf yapıyorsunda,
Hangi dalganın üstündesin?
Hangi dalga kaldırır, sörf tahtanı
Hangi dalga gezdirir seni?
Unutma "Neyi arıyorsan, sen osun"
***
Google'un arama çubuğuna en son
Yada en çok ne yazdın?
Bir arama muhasebesi yap?
İşle mi, aşla mı, evle mi, şiirler mi, aşkla mı, topla mı, bayrakla mı ilgili aradığın?
Yada sex mi, porno mu?
Unutma "neyi arıyorsan sen osun".
***

Yağmur ve Çocuk


Bayan Şöför!

Bayanlar kızmayın hemen; başlığın bayan şöför olarak yazmama!
Şöför bayanda o yüzden öyle şeyettiydim. En azında tavandaki çanta bayan çantası.
Bu arada arabanın tavanındaki bi sürü eşyayı dökmeden trafikte araba sürmekte büyük maharet yani...
Kahve bile dökülmemiş; tebrikler...
***
Laf aramızda aynı salaklığı bende yapmıştım bir kaç sene önce!
Titreyen Göl'de biraz dolaşmıştık,arabayı açarken, dalgınlıkla arabanın üstüne güneş gözlüğünü koymuştum, (hangi akla hizmetse) gözlüğün gidişi olmuştu.
Hem ben bir kaç dakika sonra fark ettim, gözlük tavandan düşmüştü...
O yüzden bayanı tebrik ettim, ben bi gözlüğü bile tavanda tutamadım; hellal olsun bayan şöföre... Milet bu kadar eşyayı; iple bağlar yine, döker.