Mükemmel renkler; kırmızıdan açık sarıya giden harika bir tonlama.
Darbe darbe dedikleri!
Askerlerin ihtilal yapma mantığı ney?
Kendisini ülkenin sahibi sanması mı?
Topun ,tüfeğin onun elinde olması mı?
Sağdan soldan, iyi gaza gelmeleri mi?
Bu derin mevzulara dalıp başınını şişirmeyeceğim; sayfayı terk etmenize gerek yok.
Ben şeyi merak ediyorum; darbe ve ihtilal isimlerini neye göre seçiyorlar?
isim seçmek önemli. çoçuğunismi yüzünden kavga eden nice anne babalar var.
Nice ortaklıklar dükkanın ismini seçme aşamasında nihayete eriyor.
Kelli felli paşalarımız neler düşündü acaba bu ismi seçme olayında. Hangi mantığa göre bu isimler seçildi.
Deniz kuvvetleri komutanının tuttuğu darbe günlükleriyle başladı ilk olay...
Sayfa sayfa yazmış paşa; çarşaf çarşafta yayınlandı...
Orada rastladık ilk şu; "sarı kız, ayışığı, yakomoz, eldiven" isimlerine.
Doğrusu bi askere yakıştıramamıştım; pek bi romantik gelmişti bu isimler.
Daha erkeksi isimler beklerdik biz ordumuzdan şahsen.
Asker adama yakışmıyor hani, bu isimler.
Acaba; hani derler ya "her başarılı erkeğin arkasında bir kadın yatar"diye...
Ne bileyim paşalarımız eşlerine de danıştılar mı bu isim konusunda?
-"Adıma bi ihtilal yapmadın diyen" eşi sarışın mıydı ki; paşa "sarı kız " koydu darbenin ismini?
***
Neyse sonunda balyoz geldi de biraz rahatladık...
Zaten önceleri bazılarının inanası, bu yüzden gelmiyordu.
Türk ordusunun yapacağı darbeye böyle feminen isimler koyması anlamlı değildi hani!
Balyoz bütün bu şüpheleri kırdı elhamdulillah...
CMYLMZ ne yaptı?
Önce Gora'yı yaptı. Şimdiye kadar bu mihvalde uzay flimi yapan Türk sinemacısı yoktu.
Flimden çıkan eleştirmenler "çok küfürlü" dediler.
Başka akıllarında bi şey kalmamıştı
Arog'u yaptı, Gorayla karşılaştırdılar.
Milyonlar izledi; uzmanlarımızın çoğu beğenmedi ...
***
Şimdide Yahşi batıyı hep Gorayla, Arogla karşılaştırıyorlar; pek güldürememiş CMYLMZ onları.
Yahu adam Türk sinemasında, adam gibi yapılamayını yapmış.
Tam bir western çekmiş.
Kostüm, efektler, dekor şimdiye kadar ulaşılan en üst nokta sinemamız için.
Para harcanmış, emek harcanmış; hava civa...
Güldürememiş Cem Yılmaz; "çok büyük gülme beklentileriyle gitmeyin" diyorlar birde...
Belli ki, Cem Yılmazın "komik adam" yaftası başına dert olmuş.
***
Sahi siz neye gülersiniz?
Gelmiş geçmiş en iyi Türk komedyen kim sinemada?
Kemal Sunal mı?
Rahmetlinin hala tv kanallarında flimleri dönüyor.
Hala insanlar gülüyor.
Peki Kemal Sunal'ın en çok hangi repliğine gülüyorlar...
Elcevap " eşşeğlo eşşek"...
***
Sinema bir yönüyle ticari bir olay.
Bir flimin salonlara ne kadar çok insan çektiğiyle doğru orantılı başarı durumu...
Recep İvedik güldüyor insanımızı
Fazla para harcamadan hemde; kostüm, dekor sıfır.
Salonlar doluyor...
Ayılığına, yellenmesine, geğirmesine, kaşınmasına, başka birisi bize yapsa kızacağımız eşek şakalarına gülmek için gidiyor insanlar...
Türk insanını güldürmek için neler gerekli olduğuna bir bakın.
Hiç para harcamadan, parayı götürmek mümkün...
Hatta CMYLMZ tek kişilik gösterilerle de masrafsız bi şekilde parayı sırtlayıp götürmeyi en iyi başaran adam memlekette.
Bütün bunlara rağmen; eşek yükü para döküyor; ayrıntıya dikkat ediyor.
Kostüm, dekor mükemmel olsun diye uğraşılıyor...
Aldığı karşılık: "Güldüremedi!"
Acaba neden?
CMYLMZ ne istedi?
CMYLMZ ne yaptı?
Sadece güldürmek istese bunu ondan iyi ondan kolay yapacak adam olmaz...
O zaman Yahşi Batıda CMYLMZ ne yaptı?
Bir western flimi yaptı...
Gidin de adam gibi seyredin...
Fal
Kahveye, yıldızlara bakılır; beklenen gelecekmi diye...
Paraya, aşka, dosta yıldızlardan medet umulur kavuşmak için..
yıldızlar, onu getiremeyeceğine göre;
yıldızlara sormakta hayalperestlik...
hayatı yıldızlara göre değil de;
galiba biraz rüzgara göre yaşamak lazım..
rüzgara göre yelken aç;
o zaman o gelemesede, sen ona gidersin...
Akis
resimÖnce kimi öldürmeli?
Yukarıdaki sorunun cevabını ben değil. Merkez sağın büyük ümidi, genç siyasetci ! Hüsamettin Cindoruk vermeli.
Bir tv programında "- ...Sayın Arınç'a suikast iddiası, eğer varsa vahim. Ama daha önce suikastlar dönemi yaşamış bir Türkiye, bir Osmanlı dönemi var. Oraya bakarsanız, eğer suikast yapılacaksa Sayın Arınç'a sıra gelmez... Yani birileri suikast yapmaya başlarsa Sayın Arınç'tan başlamaz." diyen kendisi.
Sıralama listesini versede bizde sıranın kimden başlayacağını öğrensek.
Bu genç siyasetci bir başka programda da terorist başına "sayın Öcalan"demişti. Programı yöneten :
"- Az önce galiba diliniz sürçtü, “sayın Öcalan” dediniz, diye uyardı.
Cindoruk , bilinen rahatlığı ile yanıtladı.
- Hayır bilerek söyledim. Mahkeme kararı da bu doğrultuda çıkmıştır. Sayın Öcalan dememin bir sakıncası yoktur.
Ya kamuoyu vicdanı ne karar verdi bu konuda. "
Binlerce şehidimiz ve şehid yakınları ne karar verdi; katillerine sayın denmesi konusunda.
Bu gün "sayın" denmesini savunanların açtığı kapıtan girenler, yarın "katil" diyenleri kişilik haklarına saldırıdan mahkum ettirirler.
Gerçi Ergenokonun avukatlığını yapanların, Erkenekonun taşeronunu PKK'nında avukatlığını yapması çok doğal.
Ruhban okulu, Patrikhane, Ortodoksluk ve korkularımız
1438-1439 yıllarıFerrara ve Floransada Ortodoksluk ve Katolikliği birleştirmeyi amaçlayan toplantılar düzenlenmektedir.
Hiristiyanlığın yüzyıllardır süren düşü; birleşme.
Katoliklerin, bütün mezheplerin katolikolması olarak hayal ettiği bir birleşme.
Hala bu hayal sürmekte.
Haçlı seferlerininde bir gayesi budur.
Her ne kadar Müslümanlarla savaşmak için düzenlenmiş gibi görünsede; yola çıkmışken Hiristiyanlığın diğer mezheplerinide "yola" getirmek amaçlanmıştır.
Mesela Dördüncu haçlı seferi (1200-1204); Mısır ve Kudüsü fethetmek için ordu hazırlanmış ama 4 yıl Konstantinopolis'i işgal etip yağmalamışlardır.
Başta bahsettiğimiz bu birleşme toplantılarına Bizanas İmparatoruda çağrılmıştı.
Fakat gidebilmek için Osmanlı Padişahı II. Murat Han'dan izin alması gerekiyordu.
Osmanlı Sultanı izin verdi ama şartlı bir izin.
Bizans İmparatorunun yanına 700 kişilik bir yeniçeri birliğide verdi.
Sultanın şartı; Ortoksların mezheplerini korumaları Katolikleşmemeleriydi.
Papa tarafından yapılacak baskıyı engellemek için de, Onu bir orduyla yollamıştı Vatikan'a.
***
Onaltıncı Yüzyılda Protestanlık yayılmaktadır.
Ortodokslarla birleşme düşlenirken bir Protestanlık çıkmıştı, Vatikanın başına bela. İleri gelenler, Papa ile Luther King'i bir araya bir türlü getiremiyorlardı.
Hal böyle iken bir Osmanlı Paşası;Kanuni'nin sadrazamı Makbul/Maktul İbrahim Paşa'nın 1533'te Avusturya elçilerine"Biz İstersek Papayla Luther'i Aynı Masaya Oturturuz" der.
"Kayserin kendi ülkesinde bile gücü ve itibarı yok. Bir konsil toplamayı bile başardı mı? Ben, Hristiyan hükümdarları toplantı yapmaya pekâlâ zorlarım. İstersem, onu hemen şimdi yaparım. Hristiyanlar, gut hastalığı, baş ağrısı ve başka nedenler bulup gelmemek için mazeret de gösteremezler. Bir tarafa Luther'i ve diğer tarafa Papayı oturtarak, her ikisinin de bu konsili yapmasını sağlarım".
(Kaynak: Zinkeisen, Geschichte des Osmanischen Reiches in Europa, II, Gotha 1853).
Ama yapmak Osmanlının işine gelmez; bu yüzdende Katolikliğe karşı hep diğer mezhepleri desteklemiştir.
Osmanlı sadece silahla değil politik olarakta gücünü gösterip onların bölünmesini desteklemiştir.
Birleşip güçlü bir orduyla Osmanlının Müslümanlığın karşısına çıkamamışlardır.
***
Roma İmparatorluğunun merkezi Roma idi.
Katolik idi ve Papada Romada, Vatikanda bulunmakta.
Birinci Constantinus’un (306-337) Roma İmparatorluğunun başkentini Roma’dan Bizans’a taşıması ve şehre Konstantinopolis (İstanbul) adını vermesiyle, buradaki kilise başpiskoposluk mevkiine yükseldi.
Böylece Bizans’ın daha önce bağlı bulunduğu Herakleia Perinthos Metropolitliği de Konstantinopolis’in yetki alanına girdi.
Altıncı asırda piskoposun resmî unvanı “Yeni Roma (Konstantinopolis) Başpiskoposu” ve “Ekümenik Patrik” idi.
Hıristiyanlık Doğu Avrupa’nın büyük bölümüne (Bulgaristan, Sırbistan, Romanya, Rusya) Konstantinopolis’ten yayıldı.
Bilhassa Osmanlılar'ın akınlarına hedef olmaya başladıktan sonra zaman zaman bazı Bizans imparatorlarının Doğu ve Batı kiliselerini birleştirme teşebbüslerine, patriklik şiddetle karşı çıktı.
Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’un fethini gerçekleştirdiği sırada, son Patrik İkinci Athanasios, iki kilisenin birleşmesine karşı çıktığı için görevi bırakmış ve yerine tayin yapılmamıştı.
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u aldıktan ve Ayasofya’yı da camiye çevirdikten sonra Ortodokslara dinî hayatta serbest olduklarını, bir patrik seçerek patrikhanenin faaliyete geçirilmesini bir fermanla bildirdi.
Fermanda patrikhaneye çok geniş haklar tanınıyordu.
Fatih’in hiçbir mecburiyeti yokken onlara bir takım dinî imtiyazlar tanımaktaki gayesi; doğu ve batı kiliselerini birbirinden ayırmaktır.
Esasen, ikiye bölünmüş bir Hıristiyanlığı bu siyasetiyle devam ettirmek istediği tezi, akla ve mantığa uygundur.
***
Ortodokslukta kendi arasında 3 bölümdür.
Rum, Ermeni ve Süryani ordodoksları.
Rumlar İstanbulu, Ermeniler Erivanı, Süryaniler Mardini merkez edinemişlerdir.
Senelerce Osmanlı himayesinde yaşamışlar ve halende Erivan hariç diğer iki merkez Osmanlının mirascısı Türkiye'nin içinde yer almaktadır.
Onların dinlerini hakkıyla yaşayabilmeleri bize Ata mirasıdır.
Fakat nedense son yıllarda Rum Patriği, Ruhban okulu dendikçe bizi afakanlar basmakta.
Özelikle belli medya bri çığırtkanlığa başlamakta, sanki Ruhban okulu açılırsa işgal edileceğiz.
Bir baksanız bu yazıları yazanlara, ya Robert Koleji, ya Galatasaray lisesi ya st bilmem ne azizi fransız kolaji mezunudurlar. Bir çoğu misyonerler elinde, hatta papazlar rahipler elinde eğitim görmüşlerdir.
Madem sorun yabancı okul sorunu diğerleride kapatılsın.
Hem bu okul Rum gençlerini kendi dini inançlarına göre yetiştirecek.
Türk çocuklarını alıp gizliden gizliye eğitmeycek diğerlerinin yaptığı gibi!
Allah aşkına nedir bu yıllardır bölünme, işgal edilme korkusundan çektiğimiz.
Her fırsatta ufacık kırıntıları bile önümüze büyütüp büyütüp bölünme korkusu olarak getiriyorlar.
Yıllardır bizi korkularımızla yönetiyorlar.
Son aşamasıda yeter bölünelimde kurtulalım artık olacak.
Halka bunu söyletmeye uğraşıyorlar.
"Kaç zamandır siz dışarıdan biz içeriden bir türlü bölemedik"
Çünkü unuttukları bir şey var; yukarıyı iyi okuyun:
Biz böleriz, bölünmeyiz.
Budur bizim fıtratımız.
***
Son bir söz; bu Ruhban okulun açılmamasını biz değil başkaları istememekte.
Eğer onlar isteseydi çoktan açılırdı.
Ne istediler de, türkiye Cumhuriyeti olarak biz yapmadık.
Ayasofya'yı bile müzeye çeviren zihniyet; Ruhban okulunu hayli hayli açardı şimdiye kadar.
Onlar kim mi?
Yukarıyı dikkatli okumamışsınız galiba!
Beklenen
aşk - sevgi, resimPoz
aşk - sevgi, resim
Resimde dikkatinizi çeken ney?
İkiz kuleler mi?
Gerçektende dikkat çekeçek kadar hoş duruyorlar.
Neden hedef oldukları belli.
Fakat benim dikkatimi o çekmedi.
Savaş gemisi?
Bir bakıma doğru aslında; savşa gemisinin devasa boyutu değil ama; benim diketi çeken "I love NY" yazısı.
Amerikan askerlerinin "New York" sevgilerine takmadım, ne haddimize.
Ben yazının yönüne taktım.
Yazı New York'a tabiri caizse; kıçını dönmüş.
Yazı NY'a değil; yazıyı havadan çekecek, helikopterdeki fotoğrafcıya göre ayarlanmış.
***
Bu yazı, yönü itibariyle NY'a sevgisini değil; başkalarına NY'u sevdiğini gösteriyor.
Biraz karışık mı?
Şöyle açıklayayım:
Bir tişört giyiyorsunuz; önünde Afitap seni çok seviyorum yazan. Fakat bunu Afitapın önünde değilde, Züleyhanın önünde giyiyorsunuz bu tişörtü...
Gibi.
Yani, sevdiğinizi sevgiliye değil, başkalarına gösteriyorsunuz...
***
Sevildiğini bilmek, en çok sevilenin hakkıdır.
Eşek Şakası
videoNeden; kabaca bir hareket sonucu birini incittiğimiz ve haline güldüğümüz şakaların ismi eşek şakasıdır?
Eşekler çok mu şakacı hayvanlardır.
Yada diğer canlılar tarafından bu tür şakaya en çok maruz kalanlar mıdır?
Ehhh, ya ne?
Çizgi Flim
videoKendi çizgi fliminiz için, gelişmiş bilgisayar programlarına ihtiyacınız yok.
Bir postit bloğu ve bir kalem yeterli.
Ah birde yetenek.
Sonra animasyonun hazır.
Walt Disney'e rakipsin artık.
Hadi kolay gelsin!
Dans Eden Trafik Polisi
videoTarfikten kafayı sıyırmamak elde değil.
Hele birde bu trafiğin düzeninden sorumluysan.
Bu polis memuruda ya trafikten kafayı sıyırmış yada sıyırmamak için işi gırgıra vuruyor.
Böcek ve Karınca
videoKarıncanın hedefindekinin adını bilmiyorum o yüzden genel adı olan böceği kullandım. Mükemmel bir zırhı olmalı kendi dünyasına göre.
Onu başka canlılara iştahlı kılan, bu iştahtan korunmak için; ona zırhınıda veriyor.
Goran Bregovic Kalashnikov
müzik, video
Sezen Aksudan'da dilediğimiz Balkanların ünlü müzisyeni Goran Bregovic Kalaşnikofu bu kez sahibin sesinden
Komik olan ne?
videoO ne?
Mizahi bir söz, bir fıkra, pantolonunun fermuarını çekmeyi unutup, sokağa çıkmış bir adam, yürüken düşen bir kadın, Cem Yılmaz, Şahan, Yılmaz Erdoğan, Demirel, Erbakan, Çakma Gandhi yada makaralı bir şerit metre?
Hangisi?
Kimi vuruyor acaba?
Ve DTP Kapandı.
Buna en çok terorist başı ile DTP'liler sevinmiştir.
Çünkü ne kadar istekli görünselerde açılım sözü bir kabus gibi üzerlerine çökmüştü.
Meclis kayıtlarına bakın; açılımdan ne anladıklarını göreceksiniz.
Kürt halkı için dillendirdikleri tek şey; dil!
Kürtçenin kullanımı.
Eyvallah
Ne Kürtçeyle ne de Kürtlerle bir sorunumuz yok.
Başka ne istediler açılmda, Kürt halkı için?
????
Varsa yoksa Apoları.
Başları katil olan, bir katiller topluluğu; masum halk için ne isteyebilir, ne düşleyebilir ki...
***
Güneydoğu sorununu hallettiler, şimdi sırada Karadeniz var. Çaykur Rize Spor'un web sayfasını hacleyip bu resmi koymuşlar.
Karadeniz halkı için ne vaat ediyorlar?
***
Parti kapanmasına karşıyım.
Demokratik yolardan olmalı herşey
Parti demokrosi için halk için vazgeçilmez.
Fakat binlerce halk toplanıp; bütün siyasi söylemini bir kişinin rahatı için, koğuşunun metrekaresi için heder etmez.
7 şehidimizin toprağa kaç metre kare bunun da hesabı yapılıyor mu?
***
DTP, Kürt halkını derdini dert edinmedi.
Kürt halkını sadece kullandı ve kullanmakta.
DTP'nin önceliği elebaşlarıydı.
Şimdi kapandı.
Siyasi partiler, halk için siyaset yapar; kişiler için değil
DTP bir siyasi parti olmadığı için, kapanmasına karşı değilim.
Başka Çocuklar
Sizi kim dinler yahu!
Ali Kırca'nın Siyaset Meydanı programına, bir bayram günü çıkmışlar.
Kanaltürkt'teki Medyatör adlı programında deng geldim.
Ali Kırca güncel konu olan dinlemelerle ilgili.
Bunlarada söz verdi.
Ekranlarımızın bayram şekerlerimize.
Hazretler ne de şikayetciymişler bu konudan.
Dinlendiklerini iddia ettiler.
Öyle sanıyorlarmış.
İşide şansa bırakmamak için telefonda dinleyenlere küfür edip; kendilerince tedbir alıyorlarmış.
Yahu el insaf, sizi kim dinleyecek?
Dinleme gizli saklı şeyleri ortaya çıkarmak için yapılır.
Siz zaten ağzınıza geleni, tartmadan, biçmeden ulu orta söyleyen boş boğaz takımındansınız.
Şimdiye kadar ne konuştunuğunuzda ortada.
Siz sadece konuşursunuz da, sizi kim dinler onu düşünmezsiniz.
Allah aşkına bi söyleyin; dinlenecek neyiniz var.
Be adam seni zaten kim dinliyor.
Bir de koskoca devlet sana masraf yapıp telefonunu dinleyecek.
***
Bu arada herkes paranoya yapmaya başladı.
İş 70 milyon insanın dinlenmesine kadar vardı.
Yapmayn, yazıktır.
Ağzınızdan çıkanı önce kulağınız duysun.
Yetkililere göre Türkiyede 185 milyon konuşma yapılıyormuş
4 milyon saat yapıyormuş buda.
Bunu dinleyebilmek içinde 2 milyon personele ihtiyac varmış..
Bu fiziki açıdan bile imkansız.
***
Sonra ağzı olan konuşuyor; beni dinlemiyorlar pardon dinliyorlar diyorlar.
Bunların asıl derdi adam yerine konmak.
Önemli insan havası oluşturmak.
Bunların asıl derdi dinlenmemek
Eskort
videoAmbulansa escortluk eden motorsikletli sürücü, akan traffiğin içine dalıp yolu kesmek isteyince ambulanslık oluyor.
Trafik çanavarıyla fantazi olmaz. Yoldaki her sürücü ayrı bir dünya, bambaşka alem. Akıp giden trafiği yönlendirmek kolay bir şey değil. Hele birde ortasına dalıp dur demek!
Muzaffer el Kirmanşahi
bercesteEleman dengesi
yurdum insanı2 bucuk meterlik balık avı
videoBalık avlamayı severmisiniz. Ben severim. Bu elemanın tuttuğuda insnanın hayatında her zaman deng gelmeycek cinsten bir şey. Uzun uğraştan sonra tekneye alabildi balığı.
Renk ilizyonu
videoKenardaki baklava diliminin rengine iyi dikkat edin. Gri rengi koyuluk tonu üstüne koyduğu renge göre değişiyor.
Nasıl mı? Onu bende çözemedim, çözen varsa yazsın.
Caddedeki Telefon
videoYaramz bir çocukken biz japon yapıştırıcısıyla, madeni parayı yola yapıştırırdık; sonda para buldum diye sevindirik olan insnalrın bunu çıkarmaya çalışmasını, çıkaramamasını seyreder gülerdik.
Eh devri değişti madeni parayı yold agörse kimse almıyor. Al desen bile onu almak için eğilme parası isteyecekler; külfedi daha pahalı. Videoda elemanlar ceptelefonunu yapıştırmışlar caddeye sonrada temaşaa ediyorlar ahalinin halini...
Neden bu gün?
Ergenekon muhaliflerinin çok sorduğu bir sorudur bu.
Bir belge çıkar hemen yandaş medyadan bir ses: "neden bu gün çıktı bu belge?"
Biri tutuklanır yada evi aranır aynı ses: "neden bu gün?"
Aynı soruyu biz soralım bayram arifesini mi buldunuz bu katsayı rezaleti açıklmak için.
On binlerce öğrenincinin ve velinin bayramını rezil etmek miydi amacınız?























